top
logo

GİRİŞ MENÜSÜ



ARAMA

Kimler Sitede

Şu anda 1 konuk çevrimiçi

www.ahmetturkan.com
BİZİM ABDURRAHMAN PDF Yazdır e-Posta
GÜNLÜK - SİYASET
Ahmet TÜRKAN tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 15 Şubat 2010 06:00

Önemli bir toplantıda gazeteciler, Başbakan, muhalefet partileri ve hukukun ileri gelenleri, aynı zamanda partilerin önemli isimleri birliktelermiş.

Gazetecileri bilirsiniz, gündem oluşturmak veya değiştirmek, durumdan vazife çıkarmak veya feraset gösterilerinde bulunmayı pek severler.

Başbakan da gazetecileri etrafında görünce ince mesajlar vermeye bayılır bilirsiniz. Böyle bir anda gazetecinin biri çok hassas bir soru sormuş.

-          Efendim; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya AKP hakkında deliller topluyor ve araştırmalar yapıyormuş. AB her ne kadar parti kapatmalara karşı ise de biliyorsunuz DTP kapatıldı sıra AKP’ye geldi diyormuş. Hatta kendileri hisseder demiş.

Başbakan bir an boş bulunmuş, hukuk adamına gösterdiği saygıdan olacak

-          Bizim Abdurrahman’mı diyor. O an yakınında Devlet Bahçeli ile sohbet etmekte olan Deniz Baykal

Devamını oku...
 
TASFİYE PDF Yazdır e-Posta
GÜNLÜK - SİYASET
Ahmet TÜRKAN tarafından yazıldı.   
Cuma, 12 Şubat 2010 13:46

Tasfiye nedir : Arıtma, ayıklama, temizleme demektir.

Gündem malum, darbe planları, tasfiyeler, anayasaya rağmen alınan kararlar, anayasanın değişmesi gerekliliği, mecliste grubu bulunan partiler arasındaki uyuşmazlıklar. Partiler hakkında gündeme gelen parti kapatma davaları ve Avrupa Birliği “partileri kapatmayın” dediği halde AYM’den çıkan kapatma kararları.

Yani tasfiye.

İlk tasfiye; Kazım Karabekir’in başkanlığında Cumhuriyet döneminin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ nın M. Kemal Paşa’nın muhalif partiye sıcak baktığı halde İsmet

Devamını oku...
 
«VAHŞİ BATI» MI «YAHŞİ BATI» MI? PDF Yazdır e-Posta
ALINTI YAZILAR - SİYASİ
Ramazan Ercan BİTİKÇİOĞLU tarafından yazıldı.   
Pazar, 07 Şubat 2010 13:24

ASDER fahri[1] sabık başkanımız, emekli tuğgeneral Adnan Tanrıverdi paşam sağolsun. Ufka bakabilen, günün ya da gündemin buğulu atmosferini aralayıp ileriyi görmemizi sağlayan değerli fikirleriyle her zaman müstefid oluyoruz. Geçenlerde bir gazeteye verdiği mülakatta EMASYA konusuna da değinmiş, kaldırılmasının yetmediğini ortada MGSB (Millî Güvenlik Siyaset Belgesi)’nin mündericâtındaki saçmalıklar ile hálâ durduğunu belirtip “Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’nden irticanın bir tehdit olarak tanımlanmasına son vermek gerekir. Zira bu belgede inancın nereye kadar temel bir hak olduğu nereye kadar ise irtica tehdidi içerdiği belirlenmiş değil. Dolayısıyla inancı ve dini tehdit olarak görmek ve (dindar) fertleri potansiyel birer tehlike olarak algılamak, problemin esas kaynağını teşkil etmektedir. Bizce kaldırılan EMASYA protokolü hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Esas olan Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’nde yer alan bu gibi yanlış tehdit algılarının bertaraf edilmesidir..” demişti.

İrtica nedir, ne değildir?

İrtica kısaca geriye gitmek. Rücu kökenli bir tâbir. Geri dönmek. Ric’at etmek. Eski hayat tarzına dönmek... Nostalji değil. Yani eski vatanını, eski

Devamını oku...
 
KEŞKE YAŞANMASAYDILAR…… PDF Yazdır e-Posta
GÜNLÜK - SİYASET
Ahmet TÜRKAN tarafından yazıldı.   
Pazar, 07 Şubat 2010 13:49

Sayın Genel Kurmay Başkanımız Başbakan’ın Eşi Emine Hanım’ın Gata’ya başörtü ile alınmamasını “keşke yaşanmasaydı” diyerek durumun üzücü boyutuna dikkat çekiyor.

Sayın Genel Kurmay Başkanım hassasiyetiniz için teşekkür ederim.

Bu teşekkür kendi adıma. Herhangi bir kişi ya da kurum adına değildir.

Bir konuda bende üzüntülerimi aktarmak istiyorum.

Sayın Komutanım bu ilk değildir. Bu keşkeler maalesef saymakla tükenmez.

Keşkeeeeeeeeeee….demenin bir anlamı maalesef kalmıyor. Bu bir yaradır, fakat tedavi edilebilir. Septomları bellidir.

Azıcık saygı, biraz tahammül…

Aynı şeyler benim de başıma geldiği için Sayın Başbakan’ın bu konuda neden bu kadar hiddetlendiğini anlayabiliyorum.

Hani Nasreddin Hoca eşekten düşmüş, konu komşusu vah vah, hocam geçmiş olsun diye teselli etmek istemişler. Hoca o zaman meşhur sözünü söylemiş

-          Bana eşekten düşen birini bulun. Benim derdimden ancak o anlar.

Devamını oku...
 
Başörtüsü ne zaman TBMM’ne gelse kavga çıkıyor!.. PDF Yazdır e-Posta
ALINTI YAZILAR - SİYASİ
Ramazan Ercan BİTİKÇİOĞLU tarafından yazıldı.   
Pazar, 07 Şubat 2010 13:20

Siyasi partilerimizin TBMM çatısı altında icra ettikleri yasama faaliyetine (kanun yapma, millî meseleleri müzakere ve kurullar meydana getirmek suretiyle çözmek işine) tarihî bir leke daha sürüldü... MHP’li Osman Durmuş’un çirkin bir sözüyle gerilim arttı ve kavga başladı... Neydi bu çirkin sözün gayesi? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkında verilen gensoru önergesinin görüşülmesi ile başörtüsüne atıfta bulunulmasının bir yakınlığı ya da anlamı var mıydı?

Yakınlık hiç yoktu ama anlamı vardı. Hem de çok derin bir anlamı vardı bu hareketin... MHP başörtüsü konusunda ne CHP gibi net bir tavır ortaya koyup HAYIR diyebiliyor, ne de milletin bu hassas konusunu çözmek yoluna gidiyordu. Seçim vaadleri arasında bir sloganları vardı hani: “Ürkeğe değil erkeğe oy ver...” Millet erkeklere oy vermiş ama o erkekler meseleyi erkekçe halledememişlerdi... Hoş MHP’nin arada bu meseleyi halletmek için gayrete (argo deyişle “gaza”) geldiği de görülmüş, ancak samimi olmadıkları çok geçmeden belli olmuştu...

Milletimizin irfanını ve ferasetini hafife alıyorlar. Sokakta konuşun insanları dinlediğinizde millî ferasetin gücünü görüyorsunuz. Ama dinleyin kim? Milletin

Devamını oku...
 
« BaşlatÖnceki12345678910SonrakiSon »

Sayfa 1 > 21

bottom

Destekleyen Joomla!. Designed by: Joomla 1.5 Template, hosting. Valid XHTML and CSS.